Send to friend
Click for .pdf
Click for video


2014
                        2013
                        2012
                        2011
                        2010
                        2009
                        2008
                        2007
                        2006
                        2005
                        2001
                        2000
                        1999
                        0
                       
Collaborative Projects


Project Reciprocal Visit .Next Project...

Please scroll down for the English version

İade-i Ziyaret

Sanatcilar

Endam Acar
Selda Asal
Volkan Aslan
Fatma Çiftçi
Zeren Göktan
Deniz Gül
Gözde İlkin
Ceren Oykut
Gökçe Süvari
Sophia Tabatadze
Nadia Tsulukidze
Sona Abgaryan
Tsomak Oga
Ali Hasanov
Shahab Fotouhi

Açılış: 20 Kasım Cuma 2009, saat 18:00

Yer: TÜTÜN DEPOSU, Lüleci Hendek cad. No:12 34425, Tophane - İstanbul

Performans: Tsomak Oga @ 22:00, Dogzstar Kartal sok. No:3 Kat.3 Galatasaray

Panel: 21 Kasım Cumartesi 2009, saat 16:00

'Bölgedeki iletişim ağının gelişmesinde rol alan faktörler'
Eva Khachatryan, Serra Özhan, Nini Palavandishvili

Yer: TÜTÜN DEPOSU, Lüleci Hendek cad. No:12 34425, Tophane - İstanbul

www.depoistanbul.net

soldan saga/ from left to right/ Sona Abgaryan, Nadia Tsukulize & Ali Hasanov, Sahap Fatouhi, Endam Acar, Selda Asal

Kavramsal çerçevesini video sanatçısı Selda Asal'la Serra Özhan'ın geliştirdiği iki dönemli atölye çalışmasından oluşan projenin ilk ayağı, sanatçılar Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan, Deniz Gül, Gözde İlkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari ve Sophia Tabatadze'den oluşan kolektifin Nisan 2009'da Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve İran'ı ziyaretiydi. Kolektif kimi zaman kendilerine ayrılan minibüslerle kimi zaman trenle veya otobüsle ziyaret yolculuğunun orada ve o anda doğurduğu deneysel bir çalışmaya katıldı: Bu, kolektiften doğan farklı düşünceler, birarada olmanın, paylaşmanın getirdiği farklı deneyimler, farklı malzemelerden doğan çeşitli anlatımlar ve katılımcıların yolda giderken, durdukları, kaldıkları ve ziyaret ettikleri yerlerde ürettikleri çizim, fotoğraf, video, yazı, etkileşim ve konuşmalarından oluşan deneysel bir atölyeydi.
Projenin ikinci ayağı, geçilen ve kalınan ülkelerden sanatçıların, Sophia Tabatadze, Nadia Tsulukidze, Ali Hasanov, Tsomak Oga, Sona Abgaryan ve Shahab Fotouhi'nin katılımıyla Temmuz 2009'da DEPO'da gerçekleşti. Bu iki dönem süresince ortaya çıkan işler, üretim sürecini anlatan arşiv ve Gürcistan 'Archidrome' Contemporary Art Archive'ın video arşivinden bir seçki, 20 Kasım - 31 Aralık tarihleri arasında DEPO' da.

Apartman Projesi
www.apartmentproject.com

------------------------------------


Reciprocal Visit

Artists
Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan,
Deniz Gül, Gözde İlkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari, Sophia Tabatadze, Nadia Tsulukidze, Sona Abgaryan, Tsomak Oga, Ali Hasanov and Shahab Fotouhi

Opening: 20 November Friday 2009, at 18:00

Place: TUTUN DEPOSU, Lüleci Hendek cad. No:12 34425, Tophane - İstanbul

Performance: Tsomak Oga @ 22:00, Dogzstar Kartal sok. No:3 Kat.3 Galatasaray

Panel: 21 November Saturday 2009, at 16:00

'Impacts on the growing networking in the region'
Eva Khachatryan, Serra Özhan, Nini Palavandishvili

Place: TUTUN DEPOSU, Lüleci Hendek cad. No:12 34425, Tophane - İstanbul

www.depoistanbul.net


The conceptual framework of the workshop divided into two stages was developed by video artist Selda Asal and curator Serra Özhan. In the first phase of the project, artists Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan, Deniz Gül, Gözde İlkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari and Sophia Tabatadze visited Georgia, Armenia, Azerbaijan and Iran in April 2009.
The collective undertook an experimental exercise that was created there and then throughout their journey by bus and train: An experimental workshop involving different ideas emanating from the collective, different experiences brought on by being together and sharing, various narratives using different materials and drawings, photographs, videos, texts and talks produced in places visited.
The second phase of the project was a workshop organized at DEPO in July 2009 with artists from countries visited: Sophia Tabatadze, Nadia Tsulukidze, Ali Hasanov, Tsomak Oga, Sona Abgaryan and Shahab Fotouhi. The work produced in these two phases, an archive of the production process and a selection from the video archive of 'Archidrome' Contemporary Art Archive, Georgia, will be presented at DEPO between 20 November and 31 December 2009.

Apartment Project
www.apartmentproject.com

news:
Beyogluin - http://www.beyogluin.com/facebook.asp?id=1830

Volkan Aslan

Fatma Ciftci
Gokce Suvari
Ali Hasanov
Zeren Goktan

Deniz Gul

Ceren Oykut

Volkan Aslan

Nadia Tsukulitze & Ali Hasanov

Sagda/At the right/ Selda Asal
ortada / in the middle / Endam Acar
Solda/ At the left/ Sahap Fatouhi

Gozde Ilkin

Sophia Tabatadze

 İADE-İ ZİYARET

DEPO

20 Kasım - 31 Aralık 2009

Lüleci Hendek Caddesi, no. 12, Tophane

Rafig Abdullayev, Azerbaycan’ın Annesi, heykel*

* Proje kapsamında gidilen ülkelerden Gürcistan ve Ermenistan?da, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi özgürlüğü, zaferi ve benzer ulusal duyguları simgeleyen ve çoğunlukla kadın figürlerini içeren iki anıtsal heykele rastlayan Fatma Çiftçi, aynı zamanda ve aynı amaçlarla Sovyetler döneminde yapılan ve dikilen bu anıt heykellerden, yine Sovyetlerin dağılmasından sonra özgürlüğüne kavuşan ülkelerden biri olan Azerbaycan?da olmadığını görünce bir proje kurgulayıp hazırlar.

Azerbaycan’ın Annesi isimli heykel 1956 yılında Azeri heykeltraş Rafig Abdullayev tarafından tasarlanmıştır. Fakat, Sovyetler zamanındaki maddi yetersizlikler nedeniyle heykel tamamlanamamıştır ve orijinal modeli Bakü?deki Bağımsızlık Müzesi?nde sergilenmektedir.

Azerbaycan’ın Annesi, elinde tuttuğu kılıçla düşmanlara korku salarken gücü ve barışı simgeler. Azeri ulusal giysileri içindeki bu kadın figürü tamamlanabilseydi, Bakü?deki kaldırılan ve şu an yeri boş olan Kiev heykelinin yerine dikilecekti.

Sona Abgaryan, Hayal Kırıklığına Uğradım, video

Video, sanatçının kendisinin de rol aldığı bir müzik klibinden oluşmaktadır. Müziğini kadınlardan oluşan Ermeni punk grubu Pincet?in ürettiği bu iş, genel anlamda sanatçının dinin Ermenistan?ın bugünkü sosyal ve politik durumu üzerinde yarattığı etkiden duyduğu hayal kırıklığını yansıtmaktadır.

Endam Acar, Benim Ülkem, video

Benim Ülkem 4 kanallı bir video animasyon. Endam Acar sokaklarda, ziyaret ettiği evlerde (örneğin Tiflis yakınlarındaki Güney Osetya mülteci kamplarında) ve okullarda tanıştığı çocuklardan yanında taşıdığı kağıt şeridine resimler çizmelerini istedi. Bu resimleri kağıt rulosunda topladıktan sonra aralarında bir seçim yaptı ve ziyaret ettiği 4 ülkenin herbiri için bir hikâyeyi barındıran bu video animasyonu üretti.

Selda Asal „Hayaller ve Güçlükler? serisinden Herşey Solgun, Tahran, video ve

Rüya hâlâ bir bilmece, Tiflis, video

Selda Asal 2007?den bu yana Türkiye, Almanya, İsveç, Danimarka ve Fransa?da gençlerle gerçekleştirdiği atölye çalışmaları sonucunda video filmler, ses enstalasyonları ve müzik videoları üretiyor. Bu proje kapsamında aynı çalışmayı Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve İran?da da gerçekleştirdi. Tüm videoların isimleri farklı olsa da hepsi kavramsal olarak „hayaller ve güçlükler? üzerine odaklanıyor. 2

Sanatçı, yarattığı atölye ortamlarında gençlerle hayaller ve güçlükler üzerine metin çalışmaları yapıyor. Daha sonra gençlerin yazdığı metinlerden yararlanarak kolaj bir metin hazırlıyor ve bu metin videoların sözlerini oluşturuyor. Videoların müziklerini ise o sırada çalıştığı müzisyenlerle birlikte kaydediyor.

Volkan Aslan, Gnşaat Halinde, enstalasyon ve 4 kitap

Enstalasyonu bütünleyen dört kitabın her birinin içinde sanatçı tarafından çekilen ve Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan?da komünist rejimin, İran?da ise İslâmi devrimin bıraktığı izleri ve yenileme süreçlerini iç içe barındıran birçok fotoğraf yer alıyor. Projenin kapsadığı ülkelerin tümünde sürekli bir yenilenme, bir inşaat hali göze çarpıyor. Enstalasyonda yer alan ve seyahat süresince toplanan hazır objelerin, özel eşyaların, fotoğrafların ve çizimlerin, tıpkı ait oldukları ülkelerin tarihî süreçleri gibi üzerlerinin örtülü oluşu yenilenme, restore etme ve düzeltme çabalarının hiçbir zaman tam olarak bitmeyeceği hissini yaratıyor. Bu tarihî kanıtların üzeri ne kadar örtülürse örtülsün varoldukları gerçeği yok edilemiyor ve bazı şeylerin asla değişemeyeceği hatırlanıyor.

Volkan Aslan, Bölüm serisi, 8 fotoğraf

Seriyi, sanatçının Erivan?da yaşayan ve komünist bir gazetede çalışan bir fotoğrafçının evine yaptığı ziyaret sırasında topladığı fotoğraflar oluşturuyor. Bu kareler sanatçının daha önce çeşitli sinema salonlarında ve açık hava sinemalarında çektiği 17 adet Rusça altyazılı fotoğraftan sekizi. Her biri farklı filmlerden alınmış olan bu kareler, birbirleriyle iletişime geçecek şekilde sanatçı tarafından düzenlendi. Yönetmenin çektiği, fotoğrafçının çerçevelediği ve sanatçının yeniden birbirleriyle ilişkilendirdiği bu seri, üç farklı zaman dilimini, üç farklı anlatım aracı ve kültürünü biraraya getiriyor.

Fatma Çiftçi, Lada, video

Lada, Almanların Nazi döneminde ürettiği kaplumbağa modeli Volkswagen arabalarına benzer bir amaçla Sovyetler döneminde halk için üretilen ucuz arabaların markasıdır. Video, proje kapsamında Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan?da bulunan sanatçının Sovyetleri anımsatan nadir imgelerden biri olan Lada arabalarını plakalarıyla birlikte fotoğrafladığı görsellerden oluşuyor.

Shahab Fotouhi, Gsimsiz, video

Zeren Göktan, Yerüstü, video

Zeren Göktan proje kapsamında ziyaret edilen tüm ülkelerde „güvercin yetiştiricileri? ile çalıştı. Güvercin yetiştirmek birçok insanın aşina olduğu bir uğraş, fakat aynı zamanda özellikle bu bölgeye özgü olan Doğulu bir fenomen. Videonun başlığının Yerüstü olmasının nedeni bu kültürün ancak gökyüzüne doğru bakınca görünür olması. ABD?de, Avrupa?da ve Asya?da da güvercin yetiştiriciliği var fakat bu bölgeyle büyük kültürel farklar gösteriyor. Sanatçı güvercin yetiştiricilerini videoya çekerek ve onlarla mülakatlar yaparak bu erkeklerin 3

güvercinlerle kurdukları ilişkiyi irdeliyor. Çünkü bu oldukça „erkekçe? bir uğraş. Göktan çalışmasında bu işle uğraşan kadınlar aramaya devam etse de aslında hiçbir zaman böyle birilerini bulamayacağını biliyor. Yine de iyimser kalmayı seçiyor ve yılmadan konuştuğu erkeklere hiç güvercin yetiştiren bir kadın görüp görmediklerini ve nedenini soruyor. Erkekler için burası ruhlarını özgürleştirebildikleri ve içten bir sevgi duyabildikleri, aynı zamanda gerçek hayatın mücadelelerinden ve kahveye gitmek ve kağıt oynamak gibi „kötü alışkanlıklardan? kaçabildikleri bir yer. Sonuçta güvercin saplantısı bir tür ideolojiye dönüşüyor ve bu ideoloji sanki gündelik hayatın içinde olmayan, onun yanında duran bir evrende varoluyor. Video, Göktan?ın araştırmasının şiirsel bir montajından oluşuyor.

Deniz Gül, Untitled Seri, metinler serisi

Deniz Gül, bu bölgelerde tanıştığı insanlarla günlük rutin içerisinde politika üzerine konuşarak ve “Özgür ifadeye ulaşma adına nasıl başkaldırılar var?” sorusunu sorarak diyaloglar kurmaya çabaladı. Döndükten sonra, yolculuk sırasında topladığı sesleri, tanıklık ettiği tartışma, konuşma ve isyanları, TV ve radyodan kaydettiği haberleri, kafasında biriken sesleri ve tüm bu süreci yaşarken oluşan içsel diyaloglarını yazmaya başladı. Gül?ün topladığı hikâyelerden dilsel bir hafızayı açığa çıkartacak şekilde gün be gün oluşturduğu kendi içinde dönüşümler yaşayan metin dizisi, duvar üzerinde ardarda biraraya getirdiği A5 kağıtlardan okunabilir.

Ali Hasanov, Radyoyu Düşün, video

Müzisyen Brian Eno?ya ait „Dolaylı Stratejiler? sanatçı için İstanbul?da üzerine çalışacağı bir çıkış noktası olur. Brian Eno?nun yazmış olduğu yüzü aşkın cümleciğin arasından, kendi hayatıyla ilişkili bulduğu tek bir cümleyi, „radyoyu düşün?ü seçer ve ona odaklanır. Bu cümle, her biçimiyle uçlarda, çılgın ve son sürat durumlarda yaşamaya alışmış olan bizlere yeniden kendimizi ve hızlarımızı düşünmek için bir yol aralıyor. Performans temelinden gelen Hasanov 5 dakikalık bu videoda hareketin en yavaş hali içinde insanların mimiklerine odaklanıyor. Teknolojiyle birlikte hızın hayatımızın bir parçası haline geldiği günümüzde, bu hareketsiz imajlar izleyiciyi 5 dakikalık bir hareketsizliğe sürüklemeyi hedefliyor.

Ali Hasanov ve Nadia Tsulukidze, Randevu, video

İki sanatçının, Temmuz ayında Tütün Deposu?nda yapılan ikinci atölyedeki buluşmaları.

Gözde İlkin, Hususi Pasaport, nesne

„İade-i Ziyaret? yolu süresince, sınırlardan geçiş süreci ve her seferinde „sınırı ihlâl? unsuru olarak var olma hâli, kimliğimi, nerden gelip nereye gittiğimi tekrar tekrar sorgulamama sebep oldu. Bir yandan fiziksel duruşun önemini yitirip sadece kimliğin bir ihlâl unsuru haline gelivermesi, öte yandan ziyaret edilen ülkelerde kurulan diyaloglarla tüm bu ihlâllerin „sınırdışı? bırakılması bu sürecin önemli bir parçasıydı. İhlâl ve sınırlar üzerine düşünürken pasaport „–muş? gibi yapan bir pasaport dikme fikri oluştu. Kişiyi davetli ve kabul edilebilir kılan pasaportun kendisinin ihlâl nesnesine dönüşmesiyle pasaportun işlevi bir anda değişiverdi. Renginden ve üzerine yapıştırılan tanımlardan dolayı „ihlâl?in kendisi olması, dikilecek pasaportun da normal bir pasaport olarak başlayıp, ihlal nesnesine dönüşmesine 4

neden oldu. Özellikle pasaportu dikerek üretmek uzun ve zahmetli, gitgide sıkıcı bir sürece dönüştü - geçilen her sınırda zaman ve kimlik algısının yok olduğu anlar gibi.

Gözde İlkin, Geçici Yanyanalıklar

„İade-i Ziyaret? yol sürecinde toplanan saklanabilir atık, kâğıt, mendil üzerine el dikişi ve bulunmuş nesnelerden oluşan duvar düzenlemesi 18 gün boyunca karşılaşılan her an kaydedildi. Üç gün içinde bir ülkeyi, insanını, duruşunu, nasıl tanıyabilirim sorusundan yola çıkarak Gürcistan?dan itibaren ziyaret edilen her noktada atık malzeme ve geleneksel el işlerinden örnekler toplamaya başladım. Yol süresince biriktirilen, geçici malzeme üzerine işlenen görüntülerden ve yol boyunca bulunmuş nesnelerden oluşan bir duvar düzenlemesi olan Geçici Yanyanalıklar, „İade-i Ziyaret? yol sürecinde yaşanan anlık diyalogların ve karşılaşmaların atıklar üzerinden oluşturulmuş bir haritası diyebiliriz.

Ceren Oykut, Kelebek, harita çizim, muşamba dikiş

Ceren Oykut ve Gözde İlkin?in birlikte diktiği harita-kumaş Türkiye?den Gürcistan?a, Ermenistan?a, Azerbeycan?a ve İran?a yapılan yolculuğun bir ürünü. Ceren Oykut Nisan 2009?da gerçekleşen bu yolculuk süresince minibüslerle ve trenlerle bir ülkeden diğerine gitmek için katettikleri yolları haritada takip etti. Aynı zamanda ziyaret edilen şehirlerde her sanatçının çalışırken ve araştırma yaparken izlediği yolların çizimlerini yaptı. Daha sonra, sanatçıların izledikleri yolların küçük taslak planlarını çizdi (bunlar bilindik coğrafi haritalardan ayrılan kişisel haritalardı). Oykut, ikinci atölye çalışmasında çizdiği bütün yolları bir hamilik haritasına dönüştürdü ve bir kostüm yarattı.

Gökçe Süvari, Lanetli, çizim ve yazı düzenlemesi

Başlığı eski tarihli kült bir korku filmindeki bir diyalogdan („Peşimizi bırakmayan lanetli ruhlar? / „The dead whose haunted souls haunt the living?) alıntılanan bu iş,

sanatçının gidilen ülkelerde yaptığı konuşmalar, aldığı ses kayıtları ve notlardan çıkardığı, kimi ilginç kimi komik hikâyelerden, gündelik durumlardan ve kendi yorumlarından oluşmaktadır. Bir kitaba benzeyen bir güncenin parçalanmış hali de diyebiliriz. Kullanılan hikâyeler biraz geçmiş nostaljisine ait ve değişen koşulları barındıran küçük anektodları ve kimi zaman bunlarla ilgili esprileri barındırıyor.

Sophia Tabatadze, Seyahatname, kağıt üzerine baskı

Tabatadze sanatçılar arasındaki e-mail yazışmalarının çıktılarından oluşan birer defter hazırladı önce. Daha sonra, birinci atölye sırasında sanatçılar kendilerine ait bu defterlerin boş sayfalarına günlük yazar gibi notlar aldılar. İkinci atölyede de bu süreç devam etti. Böylelikle projenin görünmeyen kişisel notları biraraya gelmiş oldu. Kendi notları poster, diğerleri de fotokopiler halinde işin bütününü oluşturuyor. 5

Nadia Tsulukidze, Devrimci Giysi, kartpostal serisi

Türban giyen bir kadınla saatlerini seksi bir bedene ve görünüşe sahip olmak için geçiren bir kadın arasında ne fark vardır? Bir erkek arkadaşım dedi ki, “Kapanmış kadın daha seksidir. Kapalı taraflarını görmek için daha fazla arzu yaratır. Türbanlı bir kadını gördüğümde aynı şekilde onu soymayı arzuladığımı fark ettim.”

Bir deney yaptım: Çıplak bir cansız manken üzerine başörtüsü bağladım ve fark inanılmazdı: gerçekten de daha seksi görünüyordu, tabuyu kırmanın yarattığı gerilim cansız mankenin daha fazla arzu uyandırmasına neden olmuştu. Batı beden endüstrisi bedene duyulan arzuyu artırmak için türbanı endüstriye dahil ederse ne olur?

Tsomak Oga, ATAERKİLLİĞİ EZMEYE GELİYORUM, performans

İşimin çıkış noktası ezan sesidir. Ezanı ilk defa bir adamın sesinden duyduğumda, bir kadın okusa nasıl olur diye düşünmeye başladım: Dinin kendisi fazlasıyla erkeksi olduğu ve ataerkilliğin bir sembolü olduğu için bu düşünce anında bir uyuşmazlık ve tezat yaratıyordu. Eğer ezanı okuyan bir kadın olursa, ezanın barındırdığı dinî öğeleri, iktidarı ve erkeksiliği yıkabilirim diye düşündüm. Bu performansımda bir kadının sesinden okunmuş ezanın üzerine elektronik sesler ekleyeceğim ve sesi yükseltip azaltarak ezana benzemeyen bir sese çevireceğim. Şimdi benim elektronik kollarım ataerkilliği ezmek için varlar. Eğer bu müziği Türkiye?de bir camide çalsam nasıl olur diye merak ediyorum. Şimdi İstanbul?daki camim DogZstar.


“İade-i Ziyaret”i, Ziyaret Vakti!

Tayfun Serttaş

SPOT: İade-i Ziyaret sergisi, bir grup sanatçının İstanbul’dan yola çıkarak Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve İran arasında yaptıkları meşakkatli bir karayolu serüveninin ürünü. Türkiye’den bakıldığında, her birisine farklı önyargılarla yaklaşılan dört ülke ile kurulan iletişim, sanatçıların yolculuklar esnasında meydana getirdikleri yapıtların içeriğini belirledi. İade-i ziyaret anlayışının hala geçerli olduğu kültürlerarası deneyimler, ziyaret edilen ülkelerde yaşayan sanatçıların karşı katılımlarıyla gerçekleşen olağanüstü bir kollektif sergi olarak karşımızda. Güncel sanat takipçilerinin bir süredir heyecanla beklediği İade-i Ziyaret sergisi 31 Aralık tarihine kadar DEPO’da görülebilecek.

Bazı güncel sanat sergilerini pragmatist fayda güderek beklerim. Kavramsal çerçevesini video sanatçısı Selda Asal ve Serra Özhan’ın çizdiği İade-i Ziyaret’te[H1] , duyduğum andan itibaren böylesi bir hisle beklemeye koyulduğum sergilerden. Önce gittiler. Bir süre tek tük fotoğrafların bilgisiyle yetindik. Yanı başımızdaki kayıp toprakların görmediğimiz türden manzaralarıydı bunlar. Gittikleri coğrafyalara turistik meta değeri ile bakmayacakları, kimseyi kimse ile boy ölçüştürmeyecekleri, egzotizme prim vermeyecekleri, körün gözüne çomak sokmayacakları aşikardı. Ancak bu kadar mı zihin açıcı olur! Adeta bölünerek çoğaldılar, katmerlenerek geri döndüler. Yurdumun aydınları, “senin de ninen Ermeniymiş, kimbilir gerçek adı neymiş, petrol de Bakü’den gelirmiş, Gürcülerin kızları güzelmiş, fakat İran gibi olmayalım” diye tartışa dursun. Bu coğrafyanın “neresi?”, bugünün “hangi gün?” olduğuna adım atmak isteyenler ise bu sergiye bir iade-i ziyarette bulunsunlar. Hem geçmiş, hem bugün, hem de gelecek kurguları adına. En önemlisi, önümüzde bir bölge ve kültür sorunsalı varsa, bu dili bugün nereden kurmamız gerektiğini bir kez daha sorgulamak adına.

Kuruculuğunu[H2]  Selda Asal ve Serra Özhan’ın yaptığı, iki dönemli atölye çalışmasından oluşan projenin ilk ayağı, sanatçı Endam Acar, Selda Asal, Volkan Aslan, Fatma Çiftçi, Zeren Göktan, Deniz Gül, Gözde İlkin, Ceren Oykut, Gökçe Süvari ve Sophia Tabatadze’den oluşan kolektifin Nisan 2009’da Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve İran’ı ziyareti ile başladı. Proje, ziyaret edilen ülkelerden sanatçıların iade-i ziyaretleri üzerinden oluşturulacağı için ismini de kendi deneyiminden aldı. Kolektif kimi zaman kendilerine ayrılan minibüslerle kimi zaman trenle veya otobüsle ziyaret yolculuğunun orada ve o anda doğurduğu deneysel bir çalışmaya katıldı. Bu kolektiften doğan farklı düşünceler, birarada olmanın, paylaşmanın getirdiği farklı deneyimler, değişik malzemelerden doğan çeşitli anlatımlarla zengileşti. Fotoğraf, video, müzik, performans, resim, sosyoloji gibi disiplinlerden katılımcıların yolda giderken, durdukları, kaldıkları ve ziyaret ettikleri yerlerde ürettikleri çizim, fotoğraf, video, yazı, etkileşim ve konuşmalarından oluşan deneysel bir atölye yaratıldı.

Projenin ikinci ayağı ise ziyaret edilen ülkelerde tanışılan sanatçıların, Sophia Tabatadze, Nadia Tsulukidze, Ali Hasanov, Tsomak Oga, Sona Abgaryan ve Shahab Fotouhi'nin katılımıyla Temmuz 2009’da DEPO'da gerçekleşti. İşte bu iki dönem süresince ortaya çıkan işler, üretim sürecini anlatan geniş bir arşiv ve Gürcistan ‘Archidrome Contemporary Art Archive’ın video arşivinden bir seçki 31 Aralık tarihine kadar DEPO'da bizleri bekliyor. Küratör Serra Özhan projenin nasıl bir ihtiyaçtan doğduğunu şöyle aktarıyor; “Kimlik alanları olarak sayabileceğimiz ülkeler arasında fiziksel sınırların dışında, ülkelerin birbirleriyle olan politik meselelerinden doğan, sınırı duvarlaştıran ikinci bir sınır daha var. Aşılmasının pasaportundaki milliyetine göre değiştiği ve vize alarak dahi geçmenin mümkün olmadığı bir duvar bu. Türkiyeli birinin komşusu Ermenistan’a veya tam tersi gecişine izin vermeyen politik bir duvar. Bir benzer sınır duvarı Ermenistan’ın doğu komşusu Azerbaycan’da mevcut. Fakat devletler tarafından kurgulanan tüm sınır engellerini “sınır dışı” bırakan önemli bir kültürel alışverişte var. Bunlardan biri de iade-i ziyaret. Batı Avrupa’dan farklı olarak, Ermenistan, İran, Azerbaycan ve Gürcistan’da da Türkiye’de olduğu gibi iade-i ziyaret kültürü hâlâ mevcut. Örneğin orada da, tanışmamış olsalar bile komşuların karşıklı ziyareti hoş karşılanıyor. Elinize bir paket tatlı alıp gidiyor ve ‘merhaba’ diyorsunuz. İşte bu proje, ülkelerin birbirleriyle olan kavgasına inat ziyaretini ve karşılığında iade-i ziyaretini almak üzere bir yolculuğa çıkıyor. Sınırların yarattığı fiziksel, politik ve düşünsel engelleri eleştirel olarak kırmanın yollarını arıyor. Bu anlamda sınırları sınırsız kılan, ortak kültürel bir değer olan iade-i ziyaret olgusu, bizim projemizin cıkış noktası.”

Peki neler mi var sergi de? “Kadınlara neden adet günlerinde kocaları tecavüz ediyor?” diye soran İranlı feministlerden, “hayal kırıklığına uğradım” diyen Ermenistanlı punklara, maddi yeterizlikler sebebiyle hiçbir zaman tamamlanamayan “Azerbaycanın Annesi” heykelinin[H3] , Ermenistan’ın ve Gürcistan’ın annesine nasıl göz kırptığından, bir Doğu fenomeni olarak güvercin sevgisi ve yetiştiriciliğinin, erkek egemen bölge kültürünü nereden sarmaladığına, Erivan’ın komünist gazete muhabirinin arşivinden toplanan fotoğraflardan,[H4]  Almanların Nazi dönemi Wolkswagenlerine karşı, Sovyet döneminin kült otomobil olan Lada’nın komünizm sonrası kent sokaklarında yarattığı hafızaya ve Türkiyeli bir sanatçının sınırlar arasında bir ihlal nesnesine dönüşen yeşil pasaportunu kendi elleriyle dikmesine uzanan bir külliyatlar dizisi... Siyasi ayrımcılığın farklı tarihsel katmanlar arasına sıkışan fosillerine kulak asmadan, yanı başımızdaki bizleri tekil bir dille araştırmayı arzulayanlar ve kendi gündemini sorgulayanlar için kütüphane değerinde bir sergi.   

Fotoğraf Altı: Sona Abgaryan’ın “Hayal Kırıklığına Uğradım” isimli videosu, kendisinin de rol aldığı bir müzik klibinden meydana geliyor. Müziğini, yalnızca kadınlardan oluşan Ermeni punk grubu Pincet’in ürettiği çalışma da, Ermenistan’da artan din olgusunun günümüz sosyo-politik koşullarına olan etkisi sorgulanıyor.

Fotoğraf Altı: Ermenistanlı sanatçı Tsomak Oga’nın “Ataerkilliği Ezmeye Geliyorum” isimli performansının çıkış noktası ezan sesi. Ezanı ilk kez bir erkeğin sesinden duyan sanatçı, “aynı dizeleri bir kadın okusa nasıl olurdu?” sorusundan yola çıktığı çalışmasını şöyle tanımlıyor; “Dinin kendisi fazlasıyla erkeksi ve ataerkilliğin sembolü olduğu için, bu düşünce anında bir tezatlık yaratıyordu. Eğer ezanı okuyan bir kadın olursa, ezanın barındırdığı iktidarı ve erkeksiliği yıkabilirim diye düşündüm. Bu performansımda, bir kadının sesinden okunmuş ezanın üzerine elektronik sesler ekliyorum ve sesi yükseltip azaltarak ezana benzemeyen yeni bir ritm üretiyorum. Şimdi benim elektronik kodlarım ataerkilliği ezmek için varlar. Eğer bu müziği Türkiye’de bir camide çalsam nasıl olur diye merak ediyordum. Şu an İstanbul’daki camim Dogzstar.”


 [H1]Sanırsam bu ‘te’ ‘o da’ anlamında . kullanıldığı için acaba ayrı mı yazılıyor? Bu şekilde okurken bir anlam düşüklüğü var gibi.

 [H2]Yukarıda da isimler aynı amaçla geçtiği için istersen direk ‘iki dönemli..’ kısmıyla başlayabilir cümle. 

 [H3]Fatma’nın heykel işi aslında bir kurgu dolayısıyla buna daha farklı bir açıklama yapılabilir. Aksi takdirde gerçekten maddi yetersizlik sebebiyle gerçekleştirilemeyen bir heykelin sergide yer aldığı düşünülebilir. Gerçi ‘…nasıl göz kırptığından’ cümlesiyle işin kurgusu vurgulanıyor..

 [H4]Işi desteklemesi açısından tanım şöyle devam edebilir ‘…toplanan Amerikan filmlerinden karelediği fotoğrafların, sanatçı tarafından yeniden kullanılıp anlatım farkı oluşturan düzenlenmesinden’


20 Kasım - 31 Aralık 2009
İade-i Ziyaret / Reciprocal Visit

Photos, technical support: Berk Asal